Ergenlik

 

Hiç kendinizi çaresiz ya da sınanmış hissettiğiniz oldu mu? Pek çok kez anne ya da baba olarak yetersizlik duygusuyla kendinize yaptığınız işkenceler peki… Uykusuz kaldığınız onca gece, ağladığında sizin de ağlayıp, güldüğünde dünyaları fethetmiş gibi hissettiğiniz o günler geriye dönüp baktığınızda çok uzak değilmiş gibi, fakat garip bir şey mi oldu? Ne mutlu size; kucağınıza ilk aldığınız zaman ‘bu nasıl büyür ki?’ dediğiniz çocuğunuz büyüdü! Haydi, gelin herkesin çok fazla sorun yaşadığı bir dönem olan ergenlikten bahsedelim bu hafta.  

            Ergenlik her bireyin yaşadığı, kimilerinin oldukça çalkantılı geçirdiği bir süreçtir. Her ne kadar kız ve erkeklerde başlama yaş aralıkları farklı olsa da genel olarak 12-13 yaşlarından itibaren çocuklar bu dönemle tanışmış olurlar. Ergenlik dönemi gerek fizyolojik, gerekse sosyal ve psikolojik olarak bireyi hayli karmaşıklaştıran ve zorlayan bir dönemdir. Aslında buna insanın hayatında büyümeye dair açtığı yepyeni bir sayfa da diyebiliriz.

        Anne-baba ve çocuk arasında en çok sorun ve kriz bu dönemde yaşanır. Gençler, artık yavaş yavaş birey olduğunun bilincine varmaya ve bu durumun etrafındakilerce kabul görmesini arzulamaya başlar. Diğer yandan anne-baba henüz alışmadığı ve onlar için çok yeni olan bu durumu kabullenmekte biraz zorlanırlar. Ve işte asıl kargaşa bundan sonra başlar. Çocuk var olmak ve artık kendi kararlarını verebilen, yetişkin biri gibi muamele görmek isterken, anne-baba gözlerinde hala küçük olan çocuklarının bu çabasını görmezden gelir ya da fark etmez.  Bu durumda anne baba sürekli çocuklarının hırçınlığından ve farklı huylar edinişinden yakınabilirler. Diğer taraftan çocuk ise anne babasının onu anlamamasından ya da saygı görmemesinden şikayetçidir. Anne baba olarak ebeveynliğinizi, nerede hata yaptığınızı sorgulamakla geçebilir bu süreç. Sakin olun! Ve sessizce sadece gözlemleyin. Çocuğunuzda ki değişimleri, attığı ya da atmak istediği adımları, oluşturduğu düzeni kısaca her şeyini gözlemlemekle başlayın. Ama bu demek değildir ki asla karışmayın ve müdahale etmeyin. İşte en çok zorlanılan kısım da bu, fazla müdahale çocukta her zaman ters teperken, saygı duymak adı altında fazla boş vermişlik ise çocuğunuzu kaybetmenize sebep olabilir. Çocuğunuzun ne yaptığını, kimlerle arkadaşlık kurduğunu, hayatıyla ilgili ne gibi planları olduğunu ve bunları gerçekleştirmek için hangi çaba ve planlamalardan geçmesi gerektiğini onunla konuşun. Ona içi boş öğütler değil neler yapabileceğini ya da yapması gerektiğini rol model olarak onlara gösterin. Örneğin, çocuğunuza sigara içersen şöyle olur böyle olur gibi içi boş ahkâmlar kesmektense, onun karşısında sigara içmemek ya da hiç kullanmamak oldukça etkili bir davranıştır. Unutmayın, çocuğunuz sizin yansımanızdır. Bazen görüyorum bazı anne babalar çocuklarına yakın ve onlarla samimi hatta güçlü ilişkiler kurmanın dozunu biraz kaçırabiliyorlar. Çocuklarıyla arkadaş gibi olmak olgusunu yanlış uygulayan o kadar çok aile ve ebeveyn var ki… Bu konuda çizmeniz gereken oldukça kritik bir sınır var. Siz çocuğunuzun arkadaşı değil anne ya da babasısınız. Tabi ki çocuğunuzla size her şeyini açık yüreklilikle paylaşmasını sağlayacak bir ilişki kurmanız oldukça önemli. Fakat siz onunla tıpkı okul arkadaşı gibi bir ilişki kurarsanız bu kez hem çocuk bu durumu suiistimal edecektir, hem de anne baba olgusu o çocukta doğru bir şekilde gelişmeyecektir. Disiplinli, anlayışlı, gözlemleyen, kendini doğru ifade edebilen, dinleyen ve en önemlisi kriz yönetimini iyi yapabilen ebeveynler olduğunuzda bu süreci oldukça hasarsız ve sorunsuz geçirebilirsiniz. Farkındayım çok fazla söylem, öneri, tavsiye ya da ahkâm kesen insan var etrafımızda. Aslında işin sırrı çocuğunu iyi tanıyabilen anne baba olmaktan geçiyor. Öyle sanıldığı gibi ne denilirse yapan, yaşına göre çok çok olgun, anne babasını üzmeyen, ya da hayatı boyunca hiçbir arıza çıkartmamış komşu çocukları yok!! Her çocuğun sahip olduğu farklı farklı huyu, farklı hataları, farklı güzellikleri ve bambaşka iç dünyaları var. Sizin çocuğunuz kendi varlığı ve hatalarıyla güzel, ilk önce bunu kabul etmeli her anne baba.

             Bu dönemde dersler boş verilebilir, hiç tasvip edilmeyen arkadaşlarla hiç tasvip edilmeyen şeyler yapılabilir, çocuk anne-babaya karşı inatçı, huysuz ve kavgacı bir tavır sergileyebilir, içine kapanabilir ki en çok rastladığımız durumlardan bir tanesidir, esrarengiz işler yapıyormuş havasına bürünebilir, eskiden hiç hoşlanmadığı ya da yapmayacağı şeyleri şimdi yapıyor olabilir, sevgili kavramı yine bu dönemde keşfedilmeye açıktır. Bütün bunlar, onların kimlik arayışından kaynaklanır, var olma çabaları dengesiz ruh halini de beraberinde getirir. Bir düşünün, hayatınızda yepyeni bir dönem başlıyor ve bu değişim tamamen sizi fiziksel, ruhsal ve sosyal açıdan etkiliyor. Her insan doğar büyür ve büyürken de belli dönemlerden geçer ve bu değişim süreçleri hayatımızın birçok döneminde gerçekleşir. En zorlu geçiş dönemlerinden biri ise ergenlik dönemidir. Tüm bunların temelinde aslında gözlemlemek yatar sevgili anne-babalar. Onlarla konuşun, sormaktan çekinmeyin. Bu dönemde ki çocukları olan anne-babalara sık sık tavsiye ettiğim bir şey var, çocuğunuzu dershane, dil kursu, özel ders dışında bir uğraşa mutlaka bağlayın. Bu spor, sanatın bir dalı, ya da istediği bambaşka bir şey olabilir. Onun enerjisini atmasını sağlayan bir şey ki bu dönemde çocuklarda oldukça fazla gereksiz enerji birikir, günümüz eğitim sisteminde sınavlar, testler, birinci olma yarışları derken zaten çok fazla ve yorucu hatta stresli bir temponun içerisindeler. Bu tür güzel alışkanlıklar hem fizyolojik hem psikolojik hem de sosyal gelişimleri için oldukça yararlıdır. Disiplin kazandırır, sorumluluk bilincini arttırır.

              Son olarak, bu dönemde çocuklara mutlaka cinsel eğitim verilmelidir. Bu konu bizim toplumumuz da öcüymüş gibi karşılanıyor olsa da oldukça önemli bir eğitimdir, özellikle ileriki yani yetişkinlik dönemleri için çok önemlidir. Cinsel eğitimden kastım, kızların ve erkeklerin ergenliğe giriş ve ergenlik dönemi boyunca yaşadığı ve yaşayacağı bir takım fizyolojik değişimler onlara anlatılmalıdır. Cinsiyete göre anne ya da baba çocuklara neyi nasıl yapmaları konusunda bir takım bilgiler vermelidirler. Bu şu demektir, kızlar ve erkeklerde ergenlik dönemiyle gelen bir takım değişiklikler olur bu değişimleri anne kızlara,   baba ise oğullara anlatmalıdır. Bu dönemin vermiş olduğu hormonsal değişimlerin etkisiyle yapılabilecekler öngörülüp herhangi bir hataya yer verilmemesi için yine bilgilendirilmelidirler. Onlar kendilerini keşfetmeye çalışırken, bizim de deneyimlediğimiz ve onlardan daha fazla bilgi sahibi olduğumuz bu konuları onlara anlatarak endişelerini ve korkularını yenmelerine yardımcı olabiliriz. İnternet çağında oluşumuzdan dolayı çocuklar artık bazı şeylere daha kolay ulaşabiliyorlar bilgi kirliliğinden kaçınmak için bu tür konuları en güvenilir kaynaktan yani anne-babadan öğrenmeleri oldukça önemlidir. Çünkü cinsellikle (sadece ilişki anlamında değil)  ilgili konular aslında ergenlik dönemiyle gerçek anlamda keşfedilmeye başlar. Ve bu sürecin başında çocuklarımızı ne kadar doğru bilgilendirir ve yönlendirirsek onların bu konuda mahremiyet duygularının doğru ve olması gerektiği gibi temellenmesine yardımcı oluruz.

Unutmayın, siz iyi birer anne-babasınız ve çocuğunuz sizin bu hayattaki en eşsiz varlığınız. Doğru yönlendirilmiş ve güzel yetiştirilmiş bir çocuk çok daha güzel bir gelecek demektir.

Bir Cevap Yazın